uzaktan eğitim

geçen yıldan önce, kasım-aralık 2019 civarı okulda baya bi’ sıkılıyodum. artık her sabah kalkıp gidip tahta sırada oturup tüm gün birilerini dinlemek yoruyodu beni. sonuç olarak yaptığım tek şey tüm gün orada oturup tahta önünde konuşan hocayı dinlemekti. yurtta kaldığım zamanlarda yaptığım tek şey de masada oturup bilgisayar karşısında oturmaktı. karşılaştırdığımda ikisinin aslında bi’ farkı olmadığını gördüm, sonra niye okula gittiğimizi düşündüm.

artık her sabah kalk - hazırlan - otobüsü bekle - okula git dörtlüsünden sıkılınca en az 1 yıl sürecek evde durmalı bi’ tatil/eğitim sistemi olmasını istemeye başladım. bundan 1 ay sonra çin’de yeni bi’ virüs keşfedildiği haberlerde çıkmaya başladı. kimse pek umursamadan ocak ayı öyle geçti. şubat ayında sıradan şekilde okul açıldı, kalktık gittik. okulların açılmasından 1 ay ya geçti ya geçmedi, bu virüs türkiyede baya gündem oldu. sonrasında da 3-5 gün içerisinde okullar 21 günlüğüne tatil edildi.

bu olaylar en başında rüya gibiydi çünkü bana uzun bi’ tatil lazımdı. bu, onun başlangıcı olabilirdi. 21 gün gayet hoş, tedbirli, evde tatil şeklinde geçti. ardından uzaktan eğitim olayı devreye girdi. nisan-mayıs ayları uzaktan eğitimle geçti, gayet de rahattı ancak pek bi’ şey öğrendiğim söylenemez dürüst olmak gerekirse.

– araya giren yaz aylarını geçiyorum –

diğer yılın ilk dönemi acayip sıkıcı başladı. o kadar uzun süre evde yattıktan sonra kalkıp derse girmek beni hiç sarmadı. sürekli aynı yerde oturuyosun, hareket yok, heyecan yok. derse odaklanma konusunda sorunlar olmaya başladı. ilk dönem şöyle böyle geçti, şimdi 2. dönemdeyiz. ama sürekli aynı ortamda olmanın aslında mantıklı bi’ şey olmadığının farkına vardım.

uzun bi tatil isteğimin üzerinden 1 yılı aşkın bir süre geçti. tam da istediğim gibi evdeyim. keşke istemeseymişim. okula gitmek hem dersler konusunda, hem bireysel/günlük yaşam olarak hiç de iyi olmuyormuş.