kendime düşünceler | marcus aurelius
bu yazımda yunanca aslından çevirisini y. emre ceren‘in yapmış olduğu marcus aurelius‘un kültür yayınları tarafından basılan xii. basım olan kendime düşünceler adlı kitabında önemli bulduğum ya da hoşuma giden altını çizdiğim kısımları paylaşacağım. altını çizdiğim kısımlar oldukça yenilerini eklemeye devam edeceğim.
| sayfa | tümce |
|---|---|
| 5 | […] kendime hâkim olmayı ve hiçbir şeye göre şekillenmemeyi; […] hem teskin edici hem de ağırbaşlı, ılımlı bir mizaca sahip olmayı; […] söylediğim sözleri düşünerek söylediğim, yaptığım işleri de kötü yapmadığım konusunda herkesin güvenini kazanmayı öğrendim |
| 6 | […] nezaketi ve isteyerek alınmış kararlar için cefakârlığı; olması beklenen onurlu işlerde boş yere kibirlenmemeyi, […] nerede çaba harcanması, nerede rahat davranılması gerektiğini tecrübeye dayanarak bilmeyi; genç delikanlıların tüm cinsel arzularını durdurmayı öğrendim |
| 7 | […] dostlarıma göz kulak olmayı, onlardan asla çabuk soğumamayı ve sinirlenmemeyi […] öğrendim. alkışları ve dalkavukça şeyleri savuşturabilmeyi, […] suçlamalarda tahammüllü olmayı; tanrılarla ilişkilerde batıl inançlara yer vermemeyi, laf cambazlığı yapmamayı, dalkavukluk etmemeyi, […] her şeyde aklı başında ve kararlı olmayı; katiyen kaba olmamayı ve yenilik için yanıp tutuşmamayı öğrendim. […] hiç kimsenin ne bir sofist, ne bir küstah ne de bir bilgiçmiş gibi bahsedemeyeceği fakat olgun, eksiksiz, dalkavukluğa meyli olmayan, kendi kendini ve başkalarını yönetebilen bir adam olmayı öğrendim. […] bilgiyi samimiyetle seven kişilere saygı göstermeyi, böyle olmayanları kınamamayı, […] gösteriş meraklısı ya da yaşamı gerçekten hakir gören birisi olmamayı […] öğrendim |
| 8 | […] şımarık ve kararsız olmamayı, aynı yerlerde, aynı uğraşlarda severek vakit geçirmeyi; […] çok fazla sırra sahip olmamayı, […] başladığım işleri […] şan için yapanlardan olmamayı öğrendim |
| 13 | iyinin doğasının güzel, kötünün doğasının çirkin olduğunu gördüm. benimle aynı soydan gelen günahkâr doğalı biriyle de sadece aynı kan ya da tohumdan geldiğimizden değil, aynı aklın ve tanrı’nın kutsallığının bir parçası olduğumuzdan akrabayız; […] akrabaların birbirilerine aykırı davranması doğaya aykırıdır |
| 14 | […] eğer zihnindeki sisleri aydınlatmak için kullanmazsan sana sınır çizen zamanın da belirlenmiş bir sınırı olduğundan o gidecek, sen gideceksin ve bu yaşamın tekrarı mümkün olmayacak |
| 15 | […] kendini beğenmişlikten ve paylaşılmış şeylere karşı duyduğun hoşnutsuzluktan kurtulursan her işini gayretler yerine getireceksin. herhangi birinin dindar ve düzgün bir hayat yaşamasının ne kadar az şeyle mümkün olduğunu göreceksin. […] aşağılıyorsun, bizzat kendini aşağılıyorsun ruhum! kendini onurlandıracağın zaman gelip geçiyor. çünkü herkesin tek bir yaşamı vardır […]; kendine saygı duyan biri değil, diğer insanların ruhlarında kendi mutluluğunu arayan birisin. […] iyi bir şey öğrenmek için kendine boş vakit yarat ve aylak aylak gezinmeye son ver. […] başka birinin ruhundakileri izleyip anlamadığı için bedbaht olana pek sık rastlanmaz; fakat kendi ruhunu yakından takip etmeyenlerin bedbaht olması kaçınılmazdır |
| 16 | arzular yüzünden yapılan hataların, öfke yüzünden yapılanlardan daha ağır olduğunu söyler. çünkü öfkelenen birisi üzüntüyle ve bilinçsiz bir vicdan azabıyla düşünceden sapmış görünür. […] arzular yüzünden yanlış yola sapan birisi, yaptığı hatalarda zevk ve tutkunun kölesi olmuş, daha iradesiz […] biri gibi görünür. […] sonuçta üzüntüyle hata yapan, ilk olarak haksızlığa uğramış ve üzüntüsünden öfkelenmeye mecbur bırakılmış biri gibi görünür. fakat arzu tarafından yönetilen biri, dürtüsünden dolayı kötülük yapmaya sürüklenmiş birisidir. […] yaşamı her an sonra erecek biri gibi düşünmeli, konuşmalı ve her işini öyle yapmalısın. […] ölüm ve yaşam, şöhret ve tanınmamışlık, acı ve zevk, zenginlik ve fakirlik, bunların hepsi hiçbir ayrım gözetmeksizin hem iyi hem de kötü insanların başına gelir |
| 17 | saygı, hırstan, amaçsızlıktan, tanrılardan ve insanlardan gelen her türlü memnuniyetsizlikten uzak ve temiz tutar insanı. […] üç bin yıl ya da bunun binlerce katı fazlasını yaşayacak olsan da hiç kimsenin hâlihazırda sürdürdüğü hayattan başka bir hayatı kaybetmediğini ve kaybetmekte olduğu hayattan başka bir hayat yaşamadığını unutma |
| 18 | […] meydana gelen hoşnut olmamak, […] doğaya karşı isyandır. ruh, bir insandan tiksintiyle uzaklaştığında, ya da sinirlenenlerde olduğu gibi karşısındakine zarar vermeye niyetlendiğinde de kendine saygısızlık eder. […] zevk ya da acının hâkimiyetine girdiğinde de ruh kendine saygısızlık eder. […] hesapsız, tutarsız bir şekilde herhangi bir şeye çaba harcarsa, ruh yine kendine saygısızlık eder. […] düşünebilen bir canlı için amaç, saygın kentin ve devletin sözüyle, kanunlarıyla hareket etmektir |
| 19 | […] bizi koruyup gözetecek yegâne şey felsefedir. bu da ağırbaşlılığı ve masumluğu sunan, zevklerin ve acıların ustası olan […] zekâyı koruyup gözetmektir |
| 21 | […] doğadaki olaylara eşlik eden bazı hoş ve cazip şeylere de dikkat etmek gerekir. mesela pişen bir ekmeğin bazı kısımlarının çatlayıp ayrılması, ekmek yapma işine aykırı da olsa ekmeği yeme isteğini artırır |
| 22 | […] başını eğmiş başaklar, aslanın sarkık kaşları, yabandomuzlarının ağızlarındaki köpük ve başka pek çok şey ayrıca incelendiğinde güzel görünmekten çok uzaktırlar, ama doğaının işleyişine uygun olduklarından, onun daha güzel, daha büyüleyici görünmesini sağlarlar |
| 23 | […] kamu yararına değilse, hayatının kalan kısmını, başkaları hakkında düşüncelerle yıpratma. çünkü bir başkasının işlerine, ne düşündüğüne, neyi yapıp ettiğine, neyi ne amaçla söylediğine, neyi aklından geçirdiğine, neyi planladığına ve bunun gibi diğer şeylere kulak asarsan kendine özgü yönetici ilkesiyle ilgilenmekten uzaklaşırsın. […] biri aniden, “şimdi aklından ne geçiyor?” diye sorarsa samimiyetle, tereddütsüz “şu ya da bu” diye yanıt vermeye hazır olmalısın |
| 24 | […] başkalarının yardımıyla elde edilecek sükûnete ihtiyaç duyma |
| 26 | […] anlayış yeteneğine saygı göster. […] pek çok şeyden kesinlikle kurtul, yalnızca bunların pek azını aklında tut |
| 27 | […] vasat şeylere de değerlerine uygun davaranmaya çalışıyorum. […] her sözünü dürüstçe, mertçe dile getirirsen iyi bir hayat sürersin. […] hekimler ansızın ortaya çıkabilecek durumlar için daima çalışma alet ve donanımlarını yanlarında bulundururlar; bu yüzden sen de tanrıları ve insanları anlayabilmek için bilgilerini hazır tut |
| 28 | […] arzularla hareket etmek vahşi hayvanların […] özelliğidir. […] iyi kişilerin kendine has özelliği olan sevmek ve başına gelenleri, kendisine kaderin biçtiklerini nezaketle karşılamaktır; göğsünde yer edinen koruyucu ruhu izlenim kalabalığıyla huzursuz etmemek, onu merhametle, özenle korumak, […] kesinliği olmayan hiçbir şeyi dile getirmemek[…]tir |
| 29 | […] hiçbir işi gelişigüzel veya sanatın temel ilkelerine uyumsuz yapma. […] eğer inzivaya çekilme isteği duyuyorsan, gayet mümkün ve basittir bu: insan dilediği zaman kendi içinde inzivaya çekilebilir. üstelik insan inzivaya çekilmek için kendinden, kendi ruhundan daha huzurlu, daha sakin hiçbir yer bulamaz, özellikle de inzivaya çekildiğinde ona huzur verecek şeylere sahipse. […] kendini sürekli böyle bir inzivaya çekilmeye ver ve kendini yenile: ancak önermelerin çok kısa ve özlü olsun ki, tüm acılar bir anda silinsin ve oradan hiç yıpranmadan dönebilesin |
| 30 | rasyonel canlılar birbirileri için yaratılmıştır, birbirini hoş görmek adaletin bir parçasıdır, kötülükler istemeden yapılır; birbirine düşman olan, birbirinden nefret eden, şüphelenen, savaşta birbirlerini öldüren onca insan sonunda ölüp küle dönüşmedi mi? öyleyse sen de buna bir son ver. bütünden yazgına düşenlerden mi rahatsızlık duyuyorsun? o zaman zihnini tazele. […] şeyler ruha temas etmez, daima onun dışında ve hareketsizdirler; bütün kaygılarımız içimizdeki düşünceden doğar |
| 31 | […] hiçbir şey hiçlikten gelmediği gibi hiçbir şey de hiçliğe gitmez. […] bazı şeylerin, bazı insanlar tarafından belli bir şekilde yapılması zorunludur, aksini beklemek, acı özsuyu olmayan incir ağacı istemek gibidir |
| 32 | […] eğer kendi savlarına ve aklına saygıya geri dönersen, seni vahşi bir hayvan veya maymun gibi gören o insanlara on gün içerisinde tanrı gibi görüneceksin. […] yakınlarının söylediği herhangi bir söze, yaptığı herhangi bir işe, aklından geçen herhangi bir düşünceye bakmayan, sadece kendi yaptıklarının adilliği ve doğruluğuyla ilgilenen kişi ne çok boş vakit kazanır. bir başkasının karanlık mizacını umursama, doğru yolundan sapmadan ilerle |
| 33 | […] övgü ölünün ne işine yarar? […] öldüğünde başkalarının senin hakkında söyleyeceklerini dert etmekten, doğanın sana şimdi bahşettiklerini umursamıyorsun. her şeyin kendine özgü bir güzelliği, bizzat kendisinden gelen ve eksiksiz bir güzelliği vardır; övgü bu güzelliğin bir parçası değildir. ögvü, övülen şeyi ne daha kötü, ne de muhteşem yapar. […] güzel olan bir şeyin başka bir şeye ihtiyacı var mıdır? |
| 34 | ey dünya, seninle uyumlu olan her şey benimle de uyumludur. senin için zamanında olan şey, beniö için erken veya geç değildir. […] “huzur istiyorsan, pek az şey yap,” diyor demokritos […] çünkü yalnızca daha iyi şeyler gerçekleştirmek huzuru sağlamaz, daha az şey yapmak da sağlar. […] başına bir şey geldi mi? güzel. başına gelen her şey, doğa tarafından çok önceden belirlenmiş ve sana pay edilmiştir zaten |
| 37 | onların yönetici ilkelerini iyi incele; akıllı insanların nelerden sakındığını, nelerin peşine düştüklerini gör. [39] senin için kötü olan bir şey başkasının yönetici ilkesinde, herhangi bir davranışında veya çevrendeki şeylerin değişiminde değildir. o halde nerededir? senin kötülük üzerine düşünüğ yargı veren kısmındadır. o halde bu kısmın düşünüp yargı vermezse her şey iyi olur. […] iyi veya kötü olduğunu varsaydılan herhangi bir şey, iyi veya kötü herhangi bir insanın başına gelebilir. çünkü iyi veya kötü şeyler hem doğayla uyumlu yaşayan, hem de doğaya aykırı yaşayanların başına gelir; bu da ne doğayla uyumlu ne de ona aykırıdır |
| 38 | epiktetos’un dediği gibi, “bir cesedi sırtlanmış ufacık bir ruhsun sen.” […] gerçekleşen her şeyi taşıyan bir nehre, güçlü bir akıntıya benzer zaman. çünkü görür görmez her şey akıntıya kapılıp gider; işte bir diğeri geçiyor şimdi, o da diğerleri gibi akıntıya kapılıp gidecek. […] “ebeveynlerimizden ne aldıysak” yalnızca onu yapmamamız gerekir |
| 39 | […] yarın ölecek olmanın, uzun yıllar sonra ölmekten çok farklı olmadığını kabullen. […] zamanın bir anını bile doğaya uygun geçir ve memnuniyetle ayrıl yaşamdan; tıpkı onu yaratan toprağa ve yetiştiren ağaca şükranlarını sunmak için olgunlaştıkça yere düşen bir zeytin tanesi gibi. Dalgaların sürekli çarptığı kaya gibi ol: sağlam, hareketsiz durur kaya ve yatıştırır etrafında suyun öfkesini. “ne talihsizim bu benim başıma geldi.” Hayır talihsiz +++ |
| 40 | +++ değilsin, “bu benim başıma geldiği için talihliyim, zira bana hiçbir zarar veremedi ve şu andaki, ya da gelecekteki yaşamım için de korkmuyorum,” demeli. çünkü herkesin başına talihsizlik gelebilir, ama herkes talihsizliği zarar görmeden atlatamaz. öyleyse neden talihsizlik değil, talih olmasın? |
| 41 | [1] sabahları kalkmayı canın istemedikçe şunu hatırla: “insanlık görevi için kalkıyorum.” eğer bunun için doğduysam, bunun için dünyaya gönderildiysem neden huysuzlanıyorum? çarşaflara örtülere sarılıp kendimi ısıtayım diye mi yaratıldım? “fakat bu daha keyifli.” öyleyse keyif çatmak için mi dünyaya geldin, eyleme geçmek, çaba harcamak için değil mi yani? bitkilerin, küçücük kuşların, karıncaların, örümceklerin, arıların üstlerine düşen her şeyi yaptıklarını, ellerinden geldiğince dünyanın düzenine katkıda bulunduklarını görmüyor musun? ve sen insanların görevlerini yerine getirmesini istemiyorsun öyle mi? kendi doğanın sana buyurduklarını yapmakta acele etmeyeceksin öyle mi? “fakat dinlenmem gerek.” tabii ki, benim de dinlenmem gerek. yine de doğa yemek, içmek gibi bunun da ölçülerini ve sınırlarını belirlemiştir, oysa sen yararlı dinlenme ölçüsünü aşıyorsun. fakat eyleme gelince gereğinden azını yapıyorsun, hatta payına düşen ölçünün altında kalıyorsun. aslında sen kendini sevmiyorsun; sevseydin doğanı ve doğanın gereğini de severdin. işlerini seven insanlar, çalışırken yemek yemeyi, yıkanmayı dahi unuturlar. fakat sen kendi doğana, bir işlemecinin işlemesine, dansçının dansa, paragözün paraya, kendini beğenmiş birinin küçücük şöhretine verdiğinden +++ |
| 42 | +++ daha az değer veriyorsun. ve böyle insanlar ne olursa olsun işlerine karşı tutkulu bir sevgi beslerler; yemek yemeyi, uyumayu unuturlar ve zamanlarını harcadıkları işleri daha da ileri götürmek isterler. […] [2] tedirgin edici ve uygunsuz düşünceleri kovmak, silmek ve çabucak sükûnete ulaşmak ne kolaydır |
| 44 | […] bütüne faydası olmasaydı insanın başına hiçbir şey gelmezdi. çünkü doğa, ne tür bir doğa olursa olsun, kontrol etmesine uygun olmayan bir şeyi var etmez. bu yüzden, iki nedenden dolayı başına gelenlere katlanman gerekir: ilki, başına gelenler senin başına gelmiştir; senin için, sana uygun olarak düzenlenmiş, en başından beri yazgınla ve ilk nedenlerle birlikte örülmüştür. ikincisiyse, her bireyin başına gelenler, kendi refahına olduğu kadar evrenin refahına da hizmet eder ve […] evreni ayakta tutan, dengesini sağlayan nedenlerden biri de budur. çünkü yalnızca nedenlerin değil, evreni oluşturanların bağlantısının sürekliliğinin herhangi bir parçasını koparırsan, evrenin kusursuzluğu zedelenir. yani şikayet etmek, bu bağı koparmak, onu ortadan kaldırmaktır |
| 45 | [9] yaptığın ger işte doğru düşüncelerden beklendiği gibi hareket edemezsen karamsarlığ, umutsuzluğa kapılma, mağlup edilmiş gibi hissetme; yaptıkların ters teperse yeniden başla, insana layık eylemlerin çoğunluktaysa bundan memnun ol. döndüğün yolu sev ve felsefeye sert bir eğitmene gider gibi gitme, göz iltihabından muzdarip olanların merhem ve yumurtaya, hastaların yakıya gittiği gibi git. böylelikle yalnızca akla itaat ettiğini göstermiş olmayacak, onunla huzur da bulacaksın. […] verdiğimiz tüm kararlarda hata yapabiliriz. hata yapmayan insan olur mu? |
| 46 | […] ruhumu ne için kullanıyorum? her zaman kendine bunu sor. yönetici ilke denen bu parçamla ne tür bir ilişkim var ve şimdi nasıl bir ruha sahibim? |
| 47 | […] [16] neyi sık sık düşünüyorsan, aklın da ona benzer bir şey olacaktır: çünkü ruhu dolduran düşüncelerdir. bu yüzden ruhunu şöyle şeylerle doldur: yaşamını sürdürebileceğin herhangi bir yerde iyi yaşamak da mümkündür |
| 48 | [17] imkânsız olan şeyleri kovalamak deliliktir. fakat kötü insanların bunu yapmaması da imkânsızdır. [18] hiç kimsenin başına yaradılışı gereği katlanamayacağı hiçbir şey gelmez. diğerlerinin başına gelenler senin de başına gelir, ama diğerleri ya cahillikten ya da zihinlerinin azametini kanıtlamak için sarsılmamış, hiç zorlanmadan katlanmamış gibi görünmek isterler. doğrusunu söylemek gerekirse cehaletin ve kibrin bilgelikten güçlü olması şaşırtıcıdır |
kaynakça
aurelius, m. (169). kendime düşünceler (y. ceren, çev.). istanbul, türkiye: türkiye iş bankası kültür yayınları.